Articles by "Diyet zayıflama"
acıkmak adet agroekoloji Aksesuar ANA YEMEKLER anadolu anadoluyu vermeyeceğiz ankara Anne-Çocuk Aplike artemis aşı aybaşı bakım banyo keseleri Banyo Lifleri barış baş örtüsü oyaları besin Beslenme bilim teknoloji bisiklet blog halleri boncuk oyaları Boncuk Oyası Örnekleri boncuklu oyalar Brezilya Nakışı buğday derneği Cilt bakımı cilt-kremi cilt-maskeleri Çocuk çocuk halleri ÇORBALAR çubuklu dağ dantel dantel havlu kenarı dantel modelleri dantel örnekleri dantel örnekleri yeni dantel örtüler danteller dekorasyon deniz deniz süngeri deodorant deri işi deri işlemeler deri işlemeli örtü deri örtü deri örtüler dikis Dikiş diyet Diyet zayıflama dkk dogal-destekler doğa doğal doğum doyma Duyuru dünyayı kurtaran kadınlar egzersiz eğitim ekoloji ekolojik termoplastik elastomer El bakımı El-ayak bakımı Ender Saraç doğal destek Estetik etamin evlilik fiskos fiskos dantelleri gelin Genel Sağlık Giyim-kuşam Gözaltı torbaları Güzellik HABERLER hamur hareket Havlu Havlu Kenarı Örnekleri hayat halleri hayıt hazırlık HPV HÜNERLOPEDİ içecek kadın kadın hakları kadın halleri Kadın Sağlığı kadin kahvaltı kanama kanavice kanser kap Kenar Dantelleri Kırışıklıklar kibele kilo vermek kiraz koltuk Kozmetik ürünler Kremler kulplu KURABİYELER kurdela kurdela nakisi kurdela oyaları Kurdela oyası örnekleri Kurdele Nakışı kurdele oyaları lif lif modelleri lif örgüleri Lif örneği lif örnekleri Makyaj manikür masa danteli örnekleri masa dantelleri masa örtüsü masal halleri medusa meluna menstrüasyon MEZELER Mezoterapi miyom Moda mutfak dantelleri mutfak onlugu Mutfak Takımı Nakış nehir nem nostalji nymphe oda dantelleri organik tampon orguler orman ortadoğu ortu oya oya modelleri oya örneği oya örnekleri oya resimleri oyalar Önlük örgü örgüler ÖZEL SOFRALAR pancake parlaklık parlatıcı PASTALAR pedal permakültür pide pike PİLAV ve MAKARNALAR PRATİK ve ŞIK SUNUM ÖNERİLERİ rahim ağzı kanseri ramazan regl renk ruj saç Saç bakımı Sağlık sağlıklı yaşam sahil SALATALAR salon salon dantelleri sanat halleri sarıkız sehba sehpa dantelleri sehpa örtüleri selen çağlayık eloğlu sigara sipariş somentabl söyleşi su susleme şahmeran Takı TATLI HAMUR İŞLERİ TATLILAR Televizyon tepsi danteli tepsi ortusu termoplastik elastomer tığ oyaları tığ oyası örnekleri tiryaki toplu tulbent oyasi TUZLU HAMUR İŞLERİ upcycle uturuki VİDEOLU TARİFLER yastik Yaşam yatak odası dantelleri yazma oyaları yemek yemeni oyaları yıkanabilir ped yiyecek yiyecek; meyve; sağlık; ağrıkesici YÖRESEL LEZZETLER yürüyüş zayıflama zayıflamak zencefil ZEYTİNYAĞLILAR




"Diyet yanlışları" saymakla bitmez ama bunlardan bazıları çok önemli. Çünkü o yanlışlar yalnız kilo vermenizi engellemiyor, sizi kilo gelgitlerine sokup beden ve ruh sağlığınızı bozuyor, metabolizmanız ve hormonal dengenizi altüst ediyor.


Fazla kilolarınızdan kurtulmaya karar verdiğinizde kaybetmeniz gereken kilo eğer o andaki ağırlığınızın yüzde 3'ünden, hele hele yüzde 5'inden çoksa (örneğin 90 kilo biriyseniz ve 4-5 kilodan fazla vermeyi düşünüyorsanız) bu kararınızın vücudunuzun genel dinamikleri metabolik ve hormonal dengeleri bakımından ona yapılacak tıbbi bir müdahale anlamına geldiğini aklınızdan sakın çıkarmayın.


Beden ağırlığının yüzde 5'ini geçen kilo kayıpları tıbbi kontrol altında sağlanmalı, dikkatle ve sizin için, size özel olarak planlanmalı, kullandığınız ilaçlar, sağlık geçmişiniz ve daha pek çok şey dikkate alınmalıdır. Eğer bu yapılmazsa, ortaya çıkabilecek ciddi problemler var demektir. İşte o problemlerden en önemlileri...


YANLIŞ 1: Saç döken, kas yakan diyetler


Bazı beslenme uzmanları ve doktorların pek hoşlandıkları "şok diyetler"in (günlük enerji içeriği 1000 kaloriden az olan diyetler) ciddi sağlık zararları olabilir. 1000 kaloriden az enerji kazanımı, hele bir de diyet içeriği yanlış planlanmışsa, kas yakmaktan saç dökmeye kadar pek çok soruna sebep olur.


Şok diyet yapanlar şunu bilmeli: Ortalama 1000 kalorinin altına indiğinizde vücudunuz saç hücrelerinizi beslemek için gerekli olan besleyici maddeleri (B12, folik asit, bakır, demir) sağlayamaz. Dolayısıyla fazla yağlarımızla birlikte saçlarınız ve kaslarınız da sizi terk eder.


Özellikle yüksek proteinli şok diyetler, kaslarda ciddi erimelere yol açabilir. Kaslarınızın erimesi sadece yorulmanız, bitkin düşmeniz, kramp, yanma, uyuşma gibi yakınmalarla karşılaşmanız anlamına da gelmez. Daha az kas daha düşük metabolizma hızı demektir, bu da verilen kiloların daha sonra fazlasıyla geri kazanılması anlamına gelir.


YANLIŞ 2: Uzun süren diyetler


Eğer bir diyet programı iyi planlanmamışsa, özellikle iki aydan daha uzun sürecekse, demir ve B 12 eksikliği ile sonuçlanabilir. Demir eksikliğinin kansızlığa, tırnak, cilt ve saç problemlerine, bellek zayıflamasına, B12 eksikliğinin halsizlik, yorgunluk, öğrenme ve odaklanma güçlüğü, unutkanlık, kansızlık gibi problemlere yol açtığı biliniyor.


YANLIŞ 3: Açlık oruçları


Sık yapılan hatalardan biri de aç kalarak kilo vermeye çalışmak, özellikle kahvaltıyı atlamaktır. "Açlık kürleri", kronik diyetçiler arasındaki moda deyimiyle "ölüm oruçları", hipopotasemiye (yani kanda potasyum seviyesinin aşırı azalmasına) sebep olarak kalp ritmi bozukluklarına -hatta kalp durmalarına-, hipoglisemi nedeniyle baş ağrılarına, bayılmalara, bitkinliklere, hipotansiyon nedeniyle baş dönmesi, halsizlik ve benzeri problemlere yol açıyor. Kahvaltıyı atlayarak ya da herhangi bir öğünü geçiştirerek, hele hele gün boyu aç kalarak diyet yapmayı aklınızdan bile geçirmeyin.


YANLIŞ 4: Tek yönlü diyetler sağlığınızı bozar


Karbonhidrat veya proteinli besinlere ağırlık veren tek yönlü diyetler (örneğin Atkins'in yüksek proteinli diyeti) metabolik dengeyi ciddi ölçüde değiştirebiliyor. Mesela Atkins diyeti sık tekrarlandığında ürik asit seviyelerini yükseltiyor, kolesterol seviyelerinde hızlı değişikliklere yol açıyor.


Her iki durumda da özellikle kalp sağlığı açısından ciddi tehditler başlıyor. Düşük karbonhidratlı diyetlerin de ciddi olumsuzlukları var. Bunlardan en önemlisi serotonin seviyesinin düşmesi ve bunun yol açtığı mutsuzluktan yorgunluğa kadar uzanan bir dizi ruhsal sorundur.


Kabak çorbası diyeti, lahana suyu diyeti, muz diyeti, elma diyeti gibi saçmalıkları da aynı örneğin içine yerleştirmek gerekiyor.


YANLIŞ 5: Zayıflama hapları hasta ediyor


Hangi vaatlerle satılırsa satılsınlar ister doğal bitkisel maddelerden ister kimyasal masum karışımlardan ibaret olsunlar size "zayıflamanıza destek olma vaadi" ile önerilen hiçbir desteğe sıcak bakmayın!


Bu desteklerden sadece krom, karnitin, yeşil çay özleri, CLA, omega-3'ün ciddi bir yan etkisinin olmadığı biliniyor. Bunları bile kilo kaybını destek amacıyla değil programınıza destek amacıyla ve sadece doktor önerisiyle kullanın.


Yalnız diyet uzmanları veya eczacılar değil diyetinizi planlayan doktorlar önerse bile zayıflama haplarından uzak durun. Ben reçeteli zayıflama haplarına bile sıcak bakmıyorum.


Bildiğiniz gibi bunlardan biri -sibutramin içeren reçeteli ilaç- daha geçenlerde Amerika'da da yasaklandı. şu cümleyi aklınızdan hiç çıkarmayın: ıster reçeteli, ister reçetesiz olsun, ister aktardan, ister bakkaldan, ister eczaneden alınsın hapla, çöple, tabletle, kapsülle, şurupla kilo verilmez.


Bu en azından bugünkü bilgilerimiz için bilimsel bir doğrudur, yarın ne olacağı bilinmez. Ama şimdilik bunlara asla bel bağlamamalısınız, zarar bile görebilirsiniz.


YANLIŞ 6: Hazır diyet tozları güvenli değil


Ticari amaçla üretilmiş toz ya da sıvı halde satılan ve enerji barları gibi benzer yan ürünlerle desteklenen hazır diyet programlarının hemen hemen tamamı yüksek proteinli diyetlerdir, bunlardan da uzak durmanızı tavsiye ederim. Yüksek proteinli diyetlerin ne gibi sağlık sonuçları yaratabileceğini yukarıda da yazdım ama bir kez daha tekrarlayalım: Ürik asidinizi arttırabilir kolesterol dengenizi bozabilir asidoza yol açabilir.


YANLIŞ 7: Diyetiniz medeni olsun!


Bazı diyetler bedensel bir zarara yol açmasalar bile ruh sağlığınızı tehlikeye atabilir. Özellikle diyetler uzun sürdüğünde sosyal ilişkileri sınırladığı, yani sosyalleşmeyi engellediğinde bu tehdit hep vardır.


Kimse diyetisyenin önüne koyduğu diyet planına altı ay, bir yıl kolay kolay itaat edemez. Hele bir de bu planlar sosyalleşmeye engelse, eş, arkadaş, dost toplantılarından yemeklerden, kokteyllerden uzak kalmanıza sebep oluyorsa, saçınızı, demirinizi, B12'nizi kaybetmeseniz bile dostlarınızı kaybetmenize neden olurlar.


Bu nedenle "çok fazla kilonuz var ve uzun süre diyet yapmanız gerekiyor" olsa bile zaman zaman dinlenmeli, nefes almalı, yani koruma amaçlı tatiller yapmalısınız.


Bu aralıklarda kilo almayın yeter, vermeniz şart değil. Hatta 0,5-1 kilo alsanız da bir şey olmaz. Ayrıca diyetiniz uzun sürecekse doktorunuz diyet uzmanınız ve egzersiz danışmanınızla "sosyalleşmenize imkân tanıyacak bir plan yapılması" konusunu mutlaka konuşmalısınız.


Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, Hürriyet




Tüm kurallara uymasına rağmen bazı kişilerde 'diyet' tek başına yeterli olmaz. Bugün, diyetle motivasyon ilişkisi üzerinde durmak istiyorum


Besinler hayatta kalması için vücudumuzun yakıtıdır. Fizyolojik olarak midenizde gurul gurul ses duyulmasıysa artık yemek zilinin çaldığının habercisi tabii. Ancak her zaman yemeğe başlama zili ve yemeğin bitiş zili doğru çalmayabiliyor. Yeme sebebimizi duygularımız, bilinçaltımız önemli derecede etkiliyor. 


Çok sık kilo alıp verenler, obez olmasına karşın kilo verme motivasyonunda tam başarı elde edemeyenler, "Kilo vermeyi çok istiyorum ama yapamıyorum" diyen bireylerin tedavisinde 'diyet' tek başına çözüm olarak düşünülürse büyük hata yapılmış olur. Önce bireyin sağlık durumu özellikle bir endokrinoloji ve metabolizma uzmanı tarafından gözden geçirilmeli, ihtiyaç varsa ilaç tedavisiyle yanında mutlaka diyetisyen ve psikolog işbirliği olmalıdır. Uygun egzersizin önemi de tabii unutulmamalı. Ben bugün psikolog desteğiyle motivasyon ilişkisi üzerinde durmak istedim. Bunun için Mezura Kliniği psikologumuz bazı hikayeler paylaştı benimle. Bakalım  Psikolog Sevilay Sitrava Günenç neler anlatıyor:


"ÖNCELİĞİM ARTIK 'BEN'İM"
53 yaşında olan H. S. çok yakın bir arkadaşının desteği ve biraz da olumlu 'baskısı' sonucunda kilo vermek üzere kliniğimize geldi. Ancak geldiğinde, kendisine pek güvenemediğini belirtti. Bunun sebebi olarak da, insanlara 'hayır' diyemediğini ve onların beklentilerine göre hayatını şekillendirdiğini ifade etti. Bu durumdan her ne kadar rahatsız olsa da, bir türlü değiştirememekten şikâyetçiydi. Diğer insanlara öncelik verdiğinde, onların beklentilerini karşılamak için çabaladığında kendisinin kazancı yerine kayıplarının olduğuna kanaat getirdi. Bu kayıplardan birisi de, kilo verememek ve bundan dolayı daha da mutsuz olmaktı.


NASIL BAŞARDI? 
Danışan, kendisini değiştirmek için çok çabaladı. Önceliğini kendisi yapmak o kadar kolay değildi. Karşısındakilerin beklentilerini karşılamadığında, 'kötü' bir şey yapmış gibi hissediyordu. Ancak bir yandan seçimleri, istekleri duruyordu. 
Danışanın bu durumu farkına varması, süreci hızlandıran en önemli unsurdu. Öncelikle apartman görevlisi gibi gündelik yaşantısında daha uzak ilişkisi olduğu kişilerle, birkaç denemeden sonra, hiçbir şeyin sandığı gibi kötü gitmemesini deneyimledi. Daha sonra, daha yakın ilişkileri olan kişilere sınır koymayı denedi.  


Danışan kendisini üç ayın sonunda istediği kiloda gördü. Bu, kendisiyle verdiği mücadele sonucunda aldığı önemli bir başarıydı. Artık önceliklerine kulak vermenin kendisini daha mutlu edeceğine inandı. Bunu uygun bir dille arkadaşlarına, ailesine ve dostlarına ifade ettiğinde, hiçbir şeyin zor olmadığını deneyimledi.


"YEMEK YEME SEBEBİMİ BULDUM!"
22 yaşında olan ve bedenine önem veren K.G.'nin vermek istediği kiloları vardı. Bu kiloyu vermek o kadar da kolay değildi onun için. İstediklerini yemek ve sağlıklı beslenme arasında kendisini bazı zamanlarda zora soktuğunu düşünüyordu. Gerçekten sağlıklı beslenmek için, zorunluluktan mı seçimlerini yapıyordu? Yoksa, canı istediği için mi sağlıklı besinleri yiyordu?


NASIL BAŞARDI?
Bu süreçte öncelikle sağlıklı beslenmenin, danışanın hayatında ne anlama geldiğini belirlemek ilk adımlardan birisi oldu. Sağlıklı beslenmek için 'yenebilir yemekler listesi' oluşturmak danışan için bir yoldu. Ancak artık kendisini mahrum hissetmeye başlamıştı, çünkü diğer birçok besini de tatmak, hayatına sokmak istiyordu. Bir yandan da, kilo alma endişesi taşıyordu. Bu ikisi arasında denge kurmak önemliydi. Ne yediği kadar, 'neden' yediği de bir diğer önemli kısımdı.  


Konuşmalar, yaşananlar ve farkındalıklar sonucunda, danışan kendisinin yeme sebebini buldu! Danışanın, annesiyle olan ilişkisi yemesinde etkiliydi. Bir yanı annesinin kendisi için yemek seçimleri yapmasına kızarken, bir yanı bundan kopamıyordu. Evde değişik türden ve kaloriden yemekler pişerken, danışanın yiyebildikleri sınırlıydı. Bu 'yenebilenler listesi'nin büyük çoğunluğu danışanın damak tadına göre değil, annesinin 'zihin' tadına göreydi. 


Seanslar boyunca bütün bunları keşfetmek danışan için her ne kadar zorlu olsa da, sonuca gitmede en etkili sebeplerdi. Yemeklerini annesinin seçtiklerinden ayırmak ve kendisini de annesinden ayrıştırmak için danışanın kendi bedenini dinlemesi ve yemek seçimlerini bu şekilde belirlemesi kendisinin yemekle ilişkisini düzenledi. 


Canı istediği zaman ve zihninde ne kadar yiyeceğini belirlediği zaman istediği her şeyi yiyordu. Böyle olunca, hem diyet, hem de hayat danışan için daha kolay olmuştu. Canı neyi istiyorsa, onu yedi. Yerken, hem miktarını kontrol etti, hem de dengeli beslenmeyi. Böylece, hayatına dengeli ve sağlıklı beslenmeyi adapte edebildi.


-Dilara Koçak




Kilo verseniz de bel çevreniz kalın, göbeğiniz hala şişkin mi? Bel çevresinde yağlanma ciddiye alınması gereken bir problemdir.


Bel çevresindeki yağlar ve kalınlıktan şikayetçi olanımız çoktur... Hem pantolonun üzerinden taşan, hem dar giysilerde kötü bir görüntü , hem de birçok ciddi sağlık problemine zemin hazırlayan bu problemle başa çıkmak için adım adım neler yapmalı ve nelere dikkat etmemiz gerektiğini sizlerle paylaşmak istedik. 


Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Şefika Aydın Selçuk "Kalıcı tedavinin diyet tedavisi olduğu kabul edilmesi gereken bu tip yağlanma, aslında birçok kronik hastalığın oluşmasında etkin bir rol oynamaktadır" diyor. 


Yaptıracağınız ayrıntılı vücut analizi bel çevresi yağ dağılımı ve miktarı hakkında 1 dakikada bilgi verecektir. Yapılan ölçümler sonucunda genel yağ yüzdeniz, yağ kütlesi, bölgesel olarak yağ ve kasın dağılımı, bel kalça oranı baz alınarak yağlanmayı azaltacak diyet planı diyetisyeniniz tarafından planlanacaktır. 


Bel çevresi kronik hastalıklara zemin hazırlar 


Özellikle metabolik sendrom, dislipidemi, kardiyovasküler hastalıklar ve tip 2 diyabetin sık gözlendiği bu kişilerde bu yağlanmayı azaltmak için doktor ve diyetisyen kontrolü şarttır. Çünkü bu kişilerde oluşan hormon bozukluklarında ilaç tedavisi gerekebilir. Diyet tedavisi bel çevresi yağlanmasını azaltır bu rahatsızlıkların oluşum riskini ortadan kaldırır. 


İşte adım adım yapılacaklar 


1. ADIM: Bel çevresi yağlanmasının nedenini araştırmak 
*Vücutta yağlanma oranının yüksek olması sağlık problemlerinin var olmasında tek başına bir indikatör değildir. Fakat abdominal yağlanma olarak tanımladığımız bel çevresi yağlanmasının oluşmasında altta insülin direnci, kortizol fazlalığı, hipotiroidi, Cushing ( böbrek üstü hormonların fazla çalışması ) gibi sağlık sorunlarının olup olmadığının araştırılması gerekmektedir.
*Yağlanma sebeplerinden bir diğeri de gıda alımında dengesiz tüketimdir.
*Menopoz dönemi de yağlanmanın vücutta fizyolojik olarak arttığı ve tetiklediği bir dönemdir.
*Hareketsizlik ve buna bağlı enerji harcamada azalma.
*Fazla alkol tüketimi de bel çevresi yağlanmayı artırmaktadır.
*Kronik stres bel çevresinde yağlanmaya en önemli nedenlerdendir.


2. ADIM: Nedeni bulduktan sonra çözüme yönelmek 


Bel çevresi yağlanmasının sebeplerini öğrenmek için doktor kontrolü sonrasında gerekli tahliller yaptırılıp, hormonal bir sebep var ise ilaç tedavisi başlar. Bununla birlikte kilo fazlası olanlarda bel çevresi yağlarını azaltmaya yönelik diyetisyen kontrolünde diyete başlanır. 


Kilo fazlalığı; fazla kilolu olma ya da obezite hangi aralıkta olursa olsun beraberinde vücutta yağlanmayı da artırmaktadır. Yapılan vücut analiz ölçümlerinde bu yağlanmanın miktarı ve dağılımı hakkında sonuç alındıktan sonra sık takiple kişinin sağlıklı kiloya gelmesi hedeflenir. 


Bu konuda hedeflenen tartı çok önemlidir. Hedef tartı uzun süre korunabilecek, kişinin boyu ve ayrıntılı vücut analizi ölçümü dışında yaşını da göz önüne alarak hesaplamak gerekir. Kısacası hedef kilo sağlıklı kilo olmalıdır. Diyetin içeriği karbonhidrat, yağ ve proteince dengeli olarak kişiye uygun olarak planlanır. 


3. ADIM: Yağlı ve karbonhidratlı besinlerin tüketiminde miktar kontrolü 


Yine sıklıkta duyduğumuz cümlelerdir " Ben hiç yağlı şeyler yemiyorum, yemeklerimi zeytinyağlı yapıyorum, evimize margarin tereyağı hiç girmez… Fakat vücudum yağlanıyor? " bilinmesi gereken en önemli gerçek vücutta oluşan yağ ile tüketilen yağ farklı şeylerdir. Vücut yağı; yağ ve yağlı gıdaları tüketme dışında örneğin, simit, börek gibi hamur işi besinler, meşrubatlar, bisküvi, cips, gofret, tatlılar, hazır et suları, salata sosları gibi daha sayabileceğimiz karbonhidrat ve proteinli gıdaların gereğinden fazla tüketilmesi sonucunda da vücutta artar ve bel çevresinde depolanır. 


İnsülin direncine dikkat! 


Özellikle insülin direnci gibi diyabet oluşum riski artmış kişilerde sıklıkla gördüğümüz abdominal yağlanmada diyetin içeriğinde özellikle glisemik indeksi düşük diyet uygulanarak bu kişilerde oluşan sürekli açlık hissinin ortadan kaldırılması ile kilo kontrolü sağlanır. Özellikle insülin direnci ile gelen hastalar " Yedikçe yeme isteğim oluyor, yemek sonrasında hemen canım tatlı bir şeyler çekiyor, sık acıkıyorum, çok sık tatlı yiyorum" gibi gıda alımında sıkıntılarla gelmekteler. Çünkü insülin direncinde aldığımız tüm besinlerin içeriğinde bulunan karbonhidrat olan şeker kandan hücrelere taşınamıyor ve hücreler kendini sürekli aç hissedip beyne açlık sinyali gönderiyor. O açıdan diyet yeterli ve dengeli öğünlerle sık aralıklı ve kan şekerini hızlı düşürüp kişiyi hemen acıktırmayacak şekilde planlanmaktadır. 


Özellikle glisemik indeksi düşük bu diyetlerde pizza, burger gibi fast food yiyecekler, beyaz pirinç, makarna, gözleme, börek, reçel, bal, tatlılar, meyvelerden muz- incir- kavun- üzüm gibi daha birçok besinde kısıtlama yoluna gidilmektedir. Çünkü bel çevresini artıran besinler genelde glisemik indeksi yüksek gıdalardır. 


Unutmayın her gıdanın fazlası vücutta depolanmayı tercih edecektir. Meyvenin fazla tüketimi de bel çevresini artırabilir. Yeterli miktarda tüketmek en önemlisi! 


Bel çevresinde yağlanmaya neden olan beslenme hataları 
*Akşam sadece meyve yiyip yatmak
*Saat 6' dan sonra yemek yememek
*Kahvaltı, öğle gibi ana öğünleri atlamak
*Diyette hiç ekmek yememek
*Ara öğünler yapmamak
*Yüksek karbonhidratlı besinleri diyette çok sık tüketmek
*Pilav, makarna, tatlı, mantı, çorba ve börek gibi yemekleri aynı öğünde bir arada tüketmek
*Kuruyemiş, kuru meyve gibi gıdaları gereğinden fazla tüketmek
*Light gıdaları kilo aldırmaz düşüncesi ile fazla miktarda tüketmek
Herkesin alması gereken kalori farklıdır. Herkesin yiyebileceği bir porsiyon ölçüsü vardır. Bir besini gereğinden fazla tüketmek de diyetten tamamen çıkarmak da doğru bir hareket değildir. Uzun açlıklar başta bel çevresi olmak üzere yağlanmayı artırır. Önemli olan sık aralıklarla yeterli miktarda tüketmeyi öğrenmektir. 


Önemli olan aynı öğünde çok çeşit yemekleri bir arada tüketmek değil farklı günlerde az miktarlarda çeşitli beslenmektir! 


Enerji harcamanızı da artırın 


Aslında bir adımsayar alarak öncelikle günlük nasıl bir harcamanız olduğunu gözlemleyebilirsiniz. Çalışmalar bir kişinin günde 8000- 10000 adım atması gerektiğini vurgulamaktadır. Çok hareketli olduğunuzu veya hareketsiz olup olmadığınızı anlamanın en pratik yolu adımsayar alıp kendinizi takip etmek ve adım sayılarınızı gün geçtikçe artırarak daha da enerji harcamak atacağınız en büyük adımdır! 

MKRdezign

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget