Articles by "masal halleri"
acıkmak adet agroekoloji Aksesuar ANA YEMEKLER anadolu anadoluyu vermeyeceğiz ankara Anne-Çocuk Aplike artemis aşı aybaşı bakım banyo keseleri Banyo Lifleri barış baş örtüsü oyaları besin Beslenme bilim teknoloji bisiklet blog halleri boncuk oyaları Boncuk Oyası Örnekleri boncuklu oyalar Brezilya Nakışı buğday derneği Cilt bakımı cilt-kremi cilt-maskeleri Çocuk çocuk halleri ÇORBALAR çubuklu dağ dantel dantel havlu kenarı dantel modelleri dantel örnekleri dantel örnekleri yeni dantel örtüler danteller dekorasyon deniz deniz süngeri deodorant deri işi deri işlemeler deri işlemeli örtü deri örtü deri örtüler dikis Dikiş diyet Diyet zayıflama dkk dogal-destekler doğa doğal doğum doyma Duyuru dünyayı kurtaran kadınlar egzersiz eğitim ekoloji ekolojik termoplastik elastomer El bakımı El-ayak bakımı Ender Saraç doğal destek Estetik etamin evlilik fiskos fiskos dantelleri gelin Genel Sağlık Giyim-kuşam Gözaltı torbaları Güzellik HABERLER hamur hareket Havlu Havlu Kenarı Örnekleri hayat halleri hayıt hazırlık HPV HÜNERLOPEDİ içecek kadın kadın hakları kadın halleri Kadın Sağlığı kadin kahvaltı kanama kanavice kanser kap Kenar Dantelleri Kırışıklıklar kibele kilo vermek kiraz koltuk Kozmetik ürünler Kremler kulplu KURABİYELER kurdela kurdela nakisi kurdela oyaları Kurdela oyası örnekleri Kurdele Nakışı kurdele oyaları lif lif modelleri lif örgüleri Lif örneği lif örnekleri Makyaj manikür masa danteli örnekleri masa dantelleri masa örtüsü masal halleri medusa meluna menstrüasyon MEZELER Mezoterapi miyom Moda mutfak dantelleri mutfak onlugu Mutfak Takımı Nakış nehir nem nostalji nymphe oda dantelleri organik tampon orguler orman ortadoğu ortu oya oya modelleri oya örneği oya örnekleri oya resimleri oyalar Önlük örgü örgüler ÖZEL SOFRALAR pancake parlaklık parlatıcı PASTALAR pedal permakültür pide pike PİLAV ve MAKARNALAR PRATİK ve ŞIK SUNUM ÖNERİLERİ rahim ağzı kanseri ramazan regl renk ruj saç Saç bakımı Sağlık sağlıklı yaşam sahil SALATALAR salon salon dantelleri sanat halleri sarıkız sehba sehpa dantelleri sehpa örtüleri selen çağlayık eloğlu sigara sipariş somentabl söyleşi su susleme şahmeran Takı TATLI HAMUR İŞLERİ TATLILAR Televizyon tepsi danteli tepsi ortusu termoplastik elastomer tığ oyaları tığ oyası örnekleri tiryaki toplu tulbent oyasi TUZLU HAMUR İŞLERİ upcycle uturuki VİDEOLU TARİFLER yastik Yaşam yatak odası dantelleri yazma oyaları yemek yemeni oyaları yıkanabilir ped yiyecek yiyecek; meyve; sağlık; ağrıkesici YÖRESEL LEZZETLER yürüyüş zayıflama zayıflamak zencefil ZEYTİNYAĞLILAR

05:52


Sen değil misin, üşüyünce, sütünü her zamankinden sıcak içen?
Sen değil misin, battaniyesine sımsıkı sarılıp, pembe yanakları ile uyuyan?


Elleri ile yaprakları araladı, ne kadar da hızlı büyüyordu bu aÄŸaçlar, daha yeni kıştan çıkmışlardı. Bir gecede çiçeÄŸe bürünüyordu aÄŸaç dalları, neÅŸe içinde, pembe gülücükleri ile. Ne zevkli gelmiÅŸti izlemesi bu deÄŸiÅŸimi, yazın toplayacağı meyveleri de düşününce daha çok keyiflenmiÅŸti Åžems. Kıpkırmızı elma aÄŸzını sulandırmıştı. MutfaÄŸa koÅŸtu, masadaki meyvelere bakındı, bir muz alıp, her zamanki gibi aÄŸaç evine koÅŸtu. Küçük sığınağına, aÄŸaçtan çadırına. Babası ile çalışıp yaptıkları bu küçücük ev, dalların üstündeki, odası gibiydi. Çokça da misafiri olurdu, karıncalar, kuÅŸlar, sincaplar. Keyifle muzunu yedikten sonra, resim yapmaya karar verdi, sulu boya yapmaya bayılıyordu, renkler birbirine karıştığı zaman, bir tilki, bir ayıya dönüşebilir miydi? AÄŸaçlar rüzgardan sallandıkça, bir ÅŸarkı fısıldıyor gibi gelirdi Åžems’e, oracıkta, sulu boya kağıtlarının yanına kıvrıldı, uykusu gelmiÅŸti. Ne güzel bir ÅŸarkıydı, aÄŸaçların söylediÄŸi. GüneÅŸ’in batmasına yakın, uyandı, annesinin merak edeceÄŸini düşünerek hızlıca aÄŸacın merdivenlerinden aÅŸağıya indi, ama bir tuhaflık vardı. Evleri yoktu ve uzaktan dört nala koÅŸan at sesleri geliyordu, ve her yerde kar vardı. Nefes alıp verdikçe, sıcaklığını dışarıda görebiliyordu.  Ellerini ovuÅŸturdu. AÄŸlamayacaktı. Güçlüydü. ÅžaÅŸkındı. AÄŸaçların arkasına saklandı, atların sesleri daha da yakından geliyordu, atların üstünde ÅŸovalyeler vardı, ama pek iyi birilerine benzemiyorlardı, bazı at arabalarının arkalarında esirler bile vardı. Tüm dikkatini bu yeni hayale vermiÅŸti ki,

Şems sesin geldiği yöne döndü, kendinden en çok bir iki yaş büyük bir kız çocuğu vardı ve kendisini yanına çağırıyordu, sessiz olmasını işaret ederek.
Nell : Sessiz ol ve beni takip et.
Åžems Nell’in sözlerini dinledi ve O’nu takip etti. Nell ise sarmaşıkların altındaki kapağı açtı, yuvarlak bir geçitti burası ve her yeri buzla kaplıydı. Yürümesi oldukça zordu ve çok üşüyordu, biraz ilerledikten sonra önce saÄŸa, sonra sola saptılar, yine sarmaşıklarla kaplı bir kapıya geldikleri zaman, güneÅŸi görebildi nihayet.
Nell ise muzipçe sığınağını yeni arkadaşına gösterdi  ve  gülümsedi. Åžems, ÅŸaÅŸkınlıkla çevresine bakındı, ısınmıştı nihayet. Hala ne olduÄŸunu anlayamasa da korkusu geçmiÅŸti, ve karşısında gördüğü bu olaÄŸanüstü yeri keÅŸfetmek için sabırsızlanmaya baÅŸlamıştı. Yine de ilk gördüğü karanlık yer hala kafasını kurcalıyordu.
Şems üstündekileri çıkardı ve karşısındaki göle atladı, çiçeklerin hepsi sadece mavi renkti ve yaprakları yeşildi. Başka renkte hiçbir çiçek yoktu. Ve sadece bir renk daha vardı, çiçeklerin mavi, ağaçların, dalların yeşil olması dışında geri kalan her şey sarı renkteydi. Bu dünyanın renkleri sadece üç taneydi. Bir an acaba gözlerim ne renk oldu diye düşündü, yeşilde karar kıldı.
Nell ise sabırla Åžems’in neÅŸesinin  geçmesini ve kendisini dinlemesini bekliyordu. Åžems ise kahkahalarla bu yeni keÅŸfinin tadını çıkarıyordu. KeÅŸke Efe’de burada olsaydı diye düşündü, sonra Nell’e döndü.
Nell : Bak burada daha fazla kalamayız, saklanmamız gerekir, dedi.
Şems : Neden saklanıyoruz, zaten gizli bir yerde değil miyiz? dedi ve çevresine bakındı. İkisinden başka kimse yoktu etrafta.
Nell tekrar kendisini takip etmesini istedi, baÅŸka bir yuvarlak geçitten, oldukça büyük bir odaya geçtiler, burada Nell’e benzeyen bir sürü çocuk vardı, ateÅŸin etrafında toplanmışlardı, aç ve mutsuz görünüyorlardı.
Nell :Merhaba, ben Nell.
Åžems : Bende Åžems, buraya nasıl geldiÄŸimi bilmiyorum. AÄŸaç evimde uyuya kalmıştım, at seslerini duyunca uyandım, ÅŸovalyeler ve esirler gördüm, sonra sen beni çağırdın, sadece yeÅŸil, mavi ve sarı renklerinin olduÄŸu  bir yere getirdin, ÅŸimdi de buraya. Burası neresi, neden yalnızsınız, neden bu kadar soÄŸuk ve neden mevsimler hemen deÄŸiÅŸiyor?
Nell : Burası “Kar Ülkesi”. Seni ÅŸovalyelerden deÄŸil, herkesi esir alan kötü adamlardan kurtardım, sarı, yeÅŸil mavi ülkesi bu dünyanın tek ve en güzel yeri, kraliçemizin tek ulaÅŸamadığı yer...
Şems : Kraliçe mi?
Nell : Evet kraliçe, eskiden, çok uzun zaman önce Kraliçemizin üç çocuÄŸu vardı; ilk oÄŸlu Åžems, sarı saçlı, neÅŸe kaynağı, ikinci oÄŸlu Rüzgar, mavi gözlü, özgürlük bekçisi, son çocuÄŸu ise bir kızdı ve ismi Su idi, yeÅŸil gözleri vardı, bereketti. Hepimiz de ailelerimizle yaşıyoduk, dünyanın en güzel köşelerinden birisiydi burası, Kraliçe sabahlara kadar çalışıyor, herÅŸeyin en mükemmeli olsun diye uÄŸraşıyordu. Odasına kapandığı zamanlar günlerce çıkmadığı olurdu,  bir gün Kraliçenin çocukları teker teker hastalanmaya baÅŸladılar, önce neÅŸemiz, sonra özgürlüğümüz, en sonunda da topraklarımızın bereketi gitti. Her yerden doktorlar geldi ama kimse buna çözüm bulamadı. Günlerce baÅŸlarında bekleyen Kraliçemiz de yorgun düştü ve yalnızlaÅŸtı. Çocukları sadece uyuyorlardı, Kraliçe üzüntüsünden aÄŸlayamaz olmuÅŸtu, gün geçtikçe sertleÅŸti, çocuk sesi duymak istemedi, çocuklarının sevdikleri ne varsa hepsini kaldırdı, ne oyun parkı, ne bir boya kalemi, ne de bir oyuncak kaldı bize, çocuksuz bir ülke düşünebiliyor musun? Zamanla Kraliçenin kalbi buzlaÅŸtı, kaskatı kesildi, ülkenin her yerinde soÄŸuk rüzgarlar esti, her yeri kar kapladı, sadece bir yer kaldı, çocuklarının en sevdiÄŸi yer; mavi, sarı ve yeÅŸil parkı. Kraliçe sadece oraya giremiyor, yine de yakalanmamak için bizde uzak duruyoruz, dedi.
Åžems, hem Kraliçeyi, hemde çocuklarını çok merak etmiÅŸti. Biliyordu ki, O’nu ne kadar durdurmaya çalışırlarsa da, durmayacaktı. Kraliçeyi ve çocuklarını görmeliydi. Buraya gelmesinin bir amacı olmalıydı. Birden Nell, “ben varım” dedi. Åžems sesli mi düşünmüştü yoksa Nell içini mi okumuÅŸtu?
Sıkıca giyinip, çantalarına birer parça ekmek koydular,havanın kararmasını bekleyip yola koyuldular. Sessiz olmaları gerekiyordu ve hızlıca yol almaları. Çok soÄŸuk ve karanlıktı, yeÅŸilliklerin arasında onlarla hareket eden bir ÅŸey vardı  ve gittikçe yaklaşıyordu.
“İşte!”, dedi Nell, Kraliçesinin ÅŸatosunu göstererek, yaklaÅŸmışlardı. Etrafta kimseler yoktu. Herkes Kraliçe’den  o kadar korkuyordu ki, buralara kadar gelmeye cesaret edemezlerdi. Kraliçe’de bunu bildiÄŸi için  muhafızlara gerek bile duymamıştı. Sert ve kalpsiz kadının kapısını çalmaya kim cesaret edebilirdi ki?
Åžems ve Nell beraber kapıyı açmak için zorladılar, açılmıyordu. İttirdiler, ittirdiler, nihayet aralandığı zaman içeri girdiler. Burası dışarıdan bile daha soÄŸuktu, buz ülkesinin merkezi. İçeride sessizce gezmeye baÅŸladılar, yan yana yatan çocukları gördüler, nefeslerini tuttular, ne kadar da güzellerdi. Uyuyorlardı ama üstlerinde buzdan bir örtü vardı.  Kendilerini izleyen ÅŸeyin ne olduÄŸunu bilmiyorlardı ama orada olduÄŸunu biliyorlardı. Uzakta bir çift göz ile karşılaÅŸtılar, onları izleyen.
Nell : Gidelim.
Şems : Hayır, kalalım!
Kraliçe : Neden buradasınız diye sorduğunda, her ikisi de buz kestiler. Sesi, donuk, sevgisizdi?
Şems : Uyandığım zaman, kendimi sizin ülkenizde buldum. Sonra Nell geldi, bana olan biteni anlatınca yanınıza gelmek istedim, çocuklarınızı görmek.
Kraliçe : Gördün, şimdi gidebilirsin.Çevremde çocuk görmek istemiyorum.Ama yanındaki kalacak.
Nell, “ Asla”, diyerek uzaklaÅŸmaya çalıştıysa da Åžems O’nu kolundan tuttu.
Şems : Ne arkadaşım, ne de ben burada kalmayacağız, ama şimdi gitmeyeceğiz. Çocuklarınıza ne olduğunu biliyorum ben. Onlar sizi istiyorlar.
Kraliçe : Nasıl? Ben hep buradayım.
Åžems : Evet ama bu onlar için yeterli olmaz ki, annem mesala oda çalışıyor, gece geç saatlere kadar ama uyandığım zaman bana hazırladığı yemekleri görüyorum, bir de masaya hep bir not bırakır. Hep şöyle yazar “ Sihirli parmaklı anneden”. Ben parmaklarının sihirli olmadığını biliyorum ama hastaysam mesela sihirli elleri ile yaptığı çorbasından içerim, kokusunu özlersem, yanıma gelir, uyuduÄŸum zaman yanıma uzanır, uyuduÄŸumu sanır ama uyumam aslında.
Åžems konuÅŸtukça Kraliçe’nin etrafındaki buzlar yavaşça erimeye baÅŸlar, güneÅŸ yerine gelmiÅŸtir belki, Kraliçe çocuklarının üstünde eriyen buzlara bakar.
“Evet, haklı olabilirsin ama deÄŸilsen sende ülkene gitmeyip, burada benimle kalacaksın ve bana masallar anlatacaksın”, der.
Åžems, kendinden emin, Kraliçe ile çocukları Åžems, Rüzgar ve Su’ya doÄŸru yürüdüler. Kraliçe çocuklarına sarıldı, ne kadar uzun zamandır onlara gerçekten sarılmadığını farketti. Gözlerinden yaÅŸlar süzüldükçe, buzlar erdi, kalbi yumuÅŸadıkça, soÄŸuk durdu, soÄŸuk durdukça güneÅŸ geldi, güneÅŸ gelince çiçekler açtı, çiçekler açınca hayvanlar geldi, halk saklandığı yerden çıkmaya baÅŸladı, tekrar çocuk sesleri duyulduÄŸu sırada Su’yun sesi duyuldu-Anne! Sonra Rüzgar ve son olarak Åžems uyandı, annelerine sarıldılar, yürüyerek Sarı, Mavi ve YeÅŸil parkına gittiler, arkalarından Åžems ve Nell ile.
Kraliçe,” Åžemsss” diye uzun uzun sesleniyordu, Åžems arkasını döndü, annesi merakla O’na bakıyordu. Evindeydi, annesine sıkıca sarıldı, aÄŸaç evden aÅŸağı indiler. Sihirli parmaklarla yapılmış ıslak kek yanına sütlerini içtiler.

Peki, küçük kahraman senin annenin sihirli parmakları neler pişiriyor?
Nell : PiÅŸÅŸttt!

07:40

Sen değil misin, uykusu geldiğinde hemen yatağına koşan?
Sen değil misin, en cesur maceralara atılan kahraman?

Sıcak, çok sıcak.Belki de ilk defa babası ile bu kadar uzaklara gitmiÅŸti Efe. Önce uçaÄŸa, sonra baÅŸka bir uçaÄŸa, sonra otobüse binmiÅŸlerdi ve ÅŸimdi bir devenin üstündeydi. Biraz uykusu vardı ama o kadar heyecanlıydı ki, halbuki önünde sadece kum vardı, çölün ortasında ilerliyorlardı, sessizlik, sıcak ve kumdu sadece hissettiÄŸi ve gördüğü. Efe'nin babası belgesel yapımcısıydı ve yeni keÅŸfedeceÄŸi her yere Efe'yi de götürmek istiyordu ama iÅŸler pek yolunda gitmemiÅŸti, rehber yolu karıştırmış, varmaları gereken yere bir türlü varamamışlardı. YorulmuÅŸlar ve suları bitmek üzereydi. Efe uzakta parlayan bir ÅŸey gördüğünü söylediÄŸi zaman, kimse oralı olmamıştı, tek yaptıkları pusulaya bakmak ve konuÅŸmaktı. Efe ise uzaklarda parlayan ÅŸeyin ne olduÄŸunu çok merak ediyordu ama O'ndan gittikçe uzaklaşıyorlardı. AÄŸlamaya baÅŸladı, fayda etmeyeceÄŸini bilerek. Bir zaman sonra sustu, derdini anlatmaya karar vererek.
Efe: Baba, uzakta parlayan bir şey görüyorum ve sadece kısa süreliğine pusulayı bırakırsan, ve şuraya bakarsan O'nu görebilirsin.
Babası sabırla ve aÄŸlamayı bıraktığına sevinerek, Efe'nin gösterdiÄŸi yöne dikkatlice baktı.Evet, gerçekten uzakta bir ÅŸey parlıyordu. O yöne doÄŸru yürümeye karar verdiler.YaklaÅŸtıkça  Ã§Ã¶lün ortasında, bir su birikintisinde yüzen parlak, küçük birr balık gördüler.
Efe gözlerini kocaman açtı, evet belki çölün ortasında bir su birikintisi olabilirdi ama bu kadar parlak bir balığı daha önce hiç görmemişti. Yanına koştu, nefes nefese. Balık kadar gözlerini açmıştı Efe. Balık ise en az Efe kadar şaşırmıştı, ne kadar olmuştu buralarda bir çocuk görmeyeli, başını sudan çıkardı.
Balık: Merhaba, benim adım Çöl Balığı.
Dilini yutacak kadar şaşıran Efe, yutkunmuş ve heyecanla sadece "Mer-ha-ba" diyebilmiş ve sonrasında "Benim adım Efe"
Çöl Balığı : Burada ne arıyorsun?
Efe'nin babası ise şaşkın, sadece izliyordu, olabilir miydi bu gerçekten?
Efe çöl balığına buralara nasıl geldiklerini ve kaybolduklarını anlattı bir çırpıda, ve gitmek istedikleri yerden bahsettiler. Çöl Balığı onlara yardımcı olabileceğini söylediği zaman ise çok şaşırdılar, nasıl ilerleyeceklerdi, suyun dışında yaşaması mümkün müydü?
Çöl balığı buralara nasıl geldiÄŸini bilmiyordu ama çölden nasıl çıkılacağını çok iyi biliyordu. 
Çöl Balığı : Ben kumun altından gideceğim, aralarda yukarı çıkacağım, benim parlak pullarımı takip etmeniz yeterli, der.
Yola koyulurlar heyecan içinde.Kumların altından oldukça parlak gelen ışığı takip etmeye başlarlar. Kumlar arasında pırıl pırıl parlayan bir balık. Artık çölden çıkmalarına az kalmıştı, Efe endişelenmeye başladı. Henüz bulduğu bu arkadaşını kaybetme korkusu sardı dört bir yanını.O'na soracak bir sürü sorusu varken üstelik.Yolun sonuna geldiler. Çöl Balığı bu kadar zaman sonra bir çocuk görmüş olmanın mutluluğu ile, yolun sonuna gelmiş olmanın mutsuzluğunu aynı adına yaşıyordu.
Efe: Sende bizimle gel.
Çöl Balığı : Çölden çıkarsam pullarım bu kadar parlak olmaz ki.
Efe : Olmasa da ben seni çok severim.
Çöl Balığı : Peki nerede yaşayacağım ?
Efe : Bir çocuk parkında.

Peki, küçük kahraman senin çöl balığın nerede yaşayacak?

MKRdezign

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Blogger tarafından desteklenmektedir.
Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget